Etiketler

, , , ,

Yazımın başlığını belki çok genel bulabilirsiniz, ancak Azerbaycan Bakü’de konuştuğum, tanıştığım ne kadar insan varsa, çok can davranışları ile beni çok şaşırttılar ve şaşırtmaya devam ediyorlar. Bakü, yerel adıyla Bakı, geniş bir körfez çevresinde kurulmuş, Hazar denizi kıyısında bulunan özellikle de geceleri bina aydınlatmaları ile daha da güzelleşen bir şehir.  Şimdi gelelim hayatımın yarı parçası haline gelen Azerbaycan konusuna 🙂

2011 Ekim ayında İstanbul’da tamamen şans eseri bir kız ile tanıştım. Kim derdi ki, bu kızla evlenip çoluk çocuğa karışacağım. 🙂

Evet, eşim Azerbaycan’lı, eğitimci bir anne babanın kızı, orada üniversiteye başlamış, devamını burada getirmiş, doktor olmuş. Tanıştıktan 6 ay içerisinde sol parmağımda yüzüğüm vardı 🙂

İlk Azerbaycan’a gidişim, baldızımın evliliği münasebetiyle oldu, Nisan 2012’de Bakü’ye gittik. Uçaktan inip apronda otobüse bindiğimde, kapı üzerinde “qapıya diqqət edin” kelimesini okuduğumda oldukça şaşırmış aynı zamanda mutlu olmuştum, zira “q, ə” gibi harfler olmasına rağmen, rahatça okuduğumu anlayabiliyordum.

Azerbaycan’a uçak ile vardığınızda, Heydər Əliyev Havalimanında almanız gereken kapı vizesi ile ülkeye giriş yapabiliyorsunuz. Yanınızda kişi başı 10 Amerikan Dolar’ı bulundurmanız gerekiyor. Vize işlemlerimizi hallettikten sonra, diğer şaşkınlığımı pasaport polisi ile yaşadım, zira bana hoş gelmişiniz, necəsiniz demesi yurtdışına daha evvel bir Türk olarak çıkıp da hiç böyle bir davranışla karşılaşmadığımdan dolayı, beni hem çok şaşırttı hem de çok mutlu etti. Azerbaycan’dan çıkış yaparken de pasaport polisi “erkən gedirsiniz, biraz daha kalaydınız ya” demesi ile kendimi değil ülkemde, kendi evimde gibi hissettim. Ziyaret ettiğiniz ülkenin pasaport polisinin bu kadar candan yaklaşması insanı gerçekten derinden etkiliyor. Havalimanından eve giderken yol üzerinde toyuq qanadları(tavuk kanatları) ile ilgili reklam panoları gözüme çarpıp sesli okuduğumda tatlı tatlı gülümsüyordum, zira hem okuduğumu anlıyordum hem de bazı ifadeler ister istemez tebessüm etmeme sebep oluyordu, eşim bozuluyordu bana dalga geçtiğimi düşünerek 🙂

İlk ziyaret sebebim, baldızımın düğünü demiştim, üzerine basa basa söylüyorum, mutlaka Azerbaycan düğünlerini de görmeniz gerekiyor. Düğünde en çok dikkatimi çeken 2 olay vardı, birincisi özellikle genç kız ve erkeklerin yaptığı danslar, Azerbaycan ne mutlu ki, kültürünü kaybetmemiş bir ülke, halen kendi halk müzikleri eşliğinde davetli gençlerin yaptığı estetik açıdan muhteşem dansları izlemeniz gerekiyor. Dikkatimi çeken diğer olay da düğün sonunda davetliler mekandan çıktıktan sonra, servis yapan tüm garson kardeşlerimizin sofralara oturup servis tabaklarında dokunulmayan yemekleri yemelerine izin verilmesiydi. Derin iz bıraktı bende, israf edilmedi onca yemek.

Azerbaycan’da konuşulan lehçeden midir bilemiyorum, konuştuğunuz insanlar bizim ülkemizdeki tertemiz Anadolu insanını anımsatıyor sanırım, bu lehçe insana farklı duygular yaşattırıyor. Mesela oradan bir arkadaşımın bana göndermiş olduğu doğum günü mesajı aynen şöyleydi: “Menim gardashim seni urekden tebrik edirem. Opub bagrima basiram seni!” Sizce de çok candan bir ifade şekli değil mi? 

Azerbaycan’da sıkça kullanılan bazı Azerice kelimeleri ve söyleniş biçiminin güzelliğini de sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim:

Salam: Selam

Necəsiniz? : Nasılsınız?

Necəsən? : Nasılsın?

Çörək: ekmek

Danışmaq: konuşmak

Körpə : Bebek

Tanış olmaq : Tanışmak

Pul: Para

Xoşbəxt: Mutlu

hara gədirsən?: nereye gidiyorsun

cücə: Piliç

qadağan : yasak

Azerbaycan’da yazlar genelde oldukça sıcak geçiyor, Ağustos ayı içerisinde hava çok rahat 40 derecelere ulaşıyor, Suvelan taraflarında çok güzel plajlar mevcut, yüzüp eğlenebilir, güzel yemeklerini tadıp, yerel bira markası olan Xirdalan’ı içebilirsiniz, ancak Hazar Denizi banyo suyu sıcaklığında olduğundan serinlemeniz oldukça zor 🙂 Tek teselli aksam saatlerinde başlayan Bakü’nün o muhteşem rüzgarı ayrıca buz gibi Xirdalan 🙂 Xirdalan markasında ısrarcıyım, zira oranın derece olarak yumusak suyu ile yapılıyor ve tadına etki ediyor, bu bilgiyi de bana Dalga Beach’de bir Türk verdi 🙂 Lokal biraları herzaman popüler biralara tercih ederim.

Bakü’nün ayrıca tarihi kısmı olan eski şehrini ziyaret etmeyi, kız kulesini,  Devlet Opera ve Bale Tiyatrosunu ziyaret etmeyi, sırtınızı körfezde Bakü’ye döndüğünüzde sağ tarafta kalan tepeye çıkıp Bakü’yü seyredalmayı ve belki de bugüne kadar gördüğüm en büyük Azerbaycan bayrağının nazlı nazlı Bakü rüzgarında dalgalanmasını izlemeyi unutmayın lütfen. Çevrede bulunan onlarca lokantada güzel yemekler ve ayrıca gece hayatını seviyorsanız bazılarında bulunan muhtesem deniz manzarası eşliğinde onlarca bar ve gece kulübü sizleri bekliyor. Araba ile dolaşırken petrol kuyuları göreceksiniz, şaşırmayın 🙂

Sizlere tavsiyem, mutlaka ama mutlaka Bakü’ye en azından bir kere gidip 3-5 gün tatil yapıp, lezzetli yemeklerini tadıp, sevgi dolu, tertemiz insanlarını tanımanız olacaktır. 

indidən yaxşı səfərlər, Bakıda yaxşı eğlenceler! orada çox xoşbəxt bir tətil keçirəcəksiniz əmin olun! :))