Etiketler

, , , , , , , , ,

dsc_9607   istanbul

Son zamanlarda herkesin (zaman zaman benim de) dilinde olan bir cümle, bırakıp gitsek mi İstanbul’u?

Sahi nedir bu herkesin düşüncesi, İstanbul’dan soğuması? Önce düşünelim neler bizi bu düşüncelere yöneltti?
Trafik. İstanbul’da bir yakadan diğer yakaya geçmek artık bir ızdırap haline geldi. Yola çıkmadan önce trafik haritaları açmadan yola çıkamıyoruz. Yolda trafik haritasına ait navigasyonla daha az trafik olan yollardan gitmeye çalışıyoruz. Bu zamanda İstanbul’da işinizin ve evinizin birbirine yakın olması şart. Aksi durumda günde en az 4 saatiniz yollarda geçer.
İnşaatlar. Kentsel dönüşüm adı altında çok büyük bir rant dönüyor maalesef. Olası bir depreme karşı çürük yapıların yıkılıp yerine yenisi yapılması gerekirken, tam tersi bir yol izleniyor. Özellikle Kadıköy ilçesinde neredeyse her sokakta kepçeler, hafriyat kamyonları, mikserler yolları kapatıyorlar, trafik kurallarına uymadan ara sokaklarda yol almaları ise başka bir sorun. Geçenlerde maalesef bir Ytong yuklu kamyonun tepesinden bir palet malzeme bir kadıncağızın canına sebep oldu.
Mutsuz ve Bozulan İnsan Kalitesi. Son yıllarda çok ciddi şekilde yozlaşmış, saygısız ve züppe bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Her konu hakkında yorum yapan, sinirli, sabırsız bir toplum olduk ne yazık ki !
Hava Kirliliği. Buna sebeplerin başında trafik geliyor tabi. Bunu takip eden ise inşaatların sayısı. Havadaki partikül sayısı çok ciddi mertebelerde.

2015 Aralık ayı ortası bir haftasonu eşim ve oğlumla uçağa atlayıp Bodrum’a gittik. Hava İstanbul’da soğuktu haliylen, Bodrum’a akşam vardığımızda da hava serindi, ancak ertesi gün güneşli ılık bir hava bizi mutlu etti. Öncelikle şunu belirteyim, Bodrum haftasonu tamamen yaşayan bir şehir gibi olmuş, tüm cafe barlar çalışıyor, insanlar ılıman bir havada haftasonunu değerlendiriyorlar. Hele ertesi gün hava o kadar ılık oldu ki, üzerimizdeki montları çıkardık, deniz kenarında o güzel havanın tadını çıkardık. Karşımızda da “Dünyanın Merkezi” Bodrum Kalesi, daha ne olsun? 🙂
Dönüş günü Bodrum’un içerisinde biraz daha dolaştıktan sonra biraz sıkıldım, Kumbahçe mahallesinde dolaştık filan derken, içime oradan gitmek isteği geldi. Düşündüm, oraya taşınmış olsam ne yapardım diye?

Ne olursa olsun, İstanbul dışına çıktığım zaman, artık eskisi gibi İstabul’u özlemiyorum, ancak yine de sürekli İstanbul dışında yaşama fikri bana halen uzak geliyor. Belki İstanbul’da bir site içerisinde müstakil bir eve taşınılınabilir, zaten Bodrum’a taşınma konusunda fikir veren bir site de, eğer İstanbul’dan Bodrum’a taşınmışsanız, mümkünse ilk 6 ay asla İstanbul’a gitmemenizi tavsiye ediyor.

Herkese Bodrum tadında bir haftasonu diliyorum. Sevgiyle kalın…